Mitolojide Dünyanın Oluşumu: Uranos ve Gaia

Antik dönemde Yunanlıların Dünya’nın oluşumuna dair farklı teorileri olsa da genel kanaat şu şekildeydi; Dünya var olmadan önce Khaos adı verilen biçimsiz elementlerin oluşturduğu bir yığın olduğu inancı yaygındı. Biçimsiz bu elementler bir şekilde birleşerek farklı bir form oluşturmuştu. Bu birleşmeden hafif olan taraf alt katı, hafif olan taraf ise göğü gökyüzünü oluşturmuştu.

Yunan mitolojisinin en eski temel Tanrıları Uranos ve Gaia bu birleşimden var olduklarına inanılır.

İnce ve narin bir yapıya sahip olan Uranos ışığın ve sıcaklığın; saflığın ve berraklığın aynı zaman içerisinde her yerde oluşu simgeler. Gaia ise üzerinde bulunulan kara parçasını, toprağı simgeler, Gaia besleyici ve büyütücü bir anne olarak görülmüştür. Yunan antik Yunan toplumu tarafından büyük saygı görülmüştür. Antik dünyada onun adına tapınak yapılmayan şehir yoktur neredeyse. Gaia’ya gösterilen büyük saygı insanların gündelik yaşamlarına da etki etmiş insanlar arasındaki en etkili yemin Gaia üzerine yapılan yemin olmuştur.

Antik Yunan inanışında ve mitolojisine göre gökyüzünü simgeleyen Uranos, yeryüzünü simgeleyen Gaia ile evlenerek birleştiğine inanılıyordu.

Uranos ve Gaia’nın ilk çocukları yeryüzünü çevrelemiş olan Okeanos’tur (başka kaynaklara göre de Okeanos, Uranos ve Gaia’nın küçük kardeşidir). Mitolojik hikaye böyle olsa da günümüz pozitif bilimine göre de oluşum sırası  hikaye de anlatıldığı gibidir. Okyanuslar gökten yağan yağışlar ve yer yüzünde akan nehirlerin akıntılarından meydana gelmiş. Antik Yunanlılar Okeanos’u bu şekilde Gaia ve Uranos’un çocuğu yapmış. Tabiatın birbirleriyle eşsiz uyumunu Yunan toplumu basit bir biçim de bu şekilde ilişkilendirmişti.

Gökyüzünü ve ışığı simgeleyen Uranos’un Okeanos’tan başka çocukları da vardı. Ether ve Air. Ether yalnızca ölümsüzlerin soluyabileceği saflaştırılmış bir atmosferi simgelerken Air (hava) ise ölümlülerin rahatlıkla soluyabildiği hatta onsuz yaşayamadığı yeryüzünü çevreleyen daha yoğun bir atmosferi temsil ediyordu. Ether ve Air Nephelae adı verilen tanrılar tarafından birbirlerinden ayrılıyordu. Nephelae bu kardeşlerin arasından bulut gibi hareket eden kardeşleriydi.

Khaos’un, Uranos ve Gaia dışında Erebos (karanlık) ve Nyx (gece) adında başka çocukları da vardı.  Erebos güneşin yer yüzündeki yaşama sağlık veren hiç bir izin bulunmadığı bir dünyaya hükmediyordu. Nyx ise geceyi temsil ediyordu.

Gaia ve Uranos’un diğer çocukları ise devler ve titanlar olarak adlandırılan birbirlerinden farklı türlerdi. Devler tek başlarına ilkel gücü temsil ederken (Briareus, Cottus, Gyges), bu devlere Hecatoncheires denirdi. Bu güçlü devler evreni sallayabilir depremler ve aktif yeraltı güçlerini harekete geçirebilecek güce sahipti. Titanlar ise fiziksel güçlerine zekayı ilave etmişlerdi. Titan türü on iki (12) titandan oluşuyordu. (Okeanos, Crios, Ceos, Iapetus, Hyperion, Kronos, Theia, Rhea, Themis, Mnemosyne, Phoebe ve Tethys)

Uranos ilkel ve kaba olan çocukları devlerin gücünden korktuğu için onları yeraltı zindanı tartarusa hapsetti. Çocuklarına yapılan bu muamelenin intikamını almak isteyen Gaia Uranos’tan intikam almak maksadıyla ona tuzak kurdu. Bu komployu başarıya ulaştıran ise çocuğu Kronos oldu. Babası Uranos’u kardeşlerinin yardımıyla yaralayıp tahttan indiren Kronos büyük bir güce erişmiş oldu. Kronos kardeşlerini basit işlerle görevlendirdi daha sonra konumunu güçlendirdikten sonra kardeşlerini de devlerin yardımını alarak Tartarus’a gönderdi.

 

 

 

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız Giriş